Volvo V70
Volvo’nun üst sınıf stationu V70′ten geliştirdiği hafif arazi aracı Cross Country, konforu ve performansıyla lüks bir otomobilden beklentileri karşılarken, sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde hafif arazi koşulları ve kaygan zeminlerde de zorlanmadan ilerliyor.
Avrupa üst sınıf station wagonlar pazarının yüzde 33′ünü elinde bulunduran Volvo, S80 platformu üzerine geliştirdiği yeni V70 modelini ilk kez bu yılın başındaki Detroit ve Brüksel Otomobil Fuarları’nda tanıttı. V70′in biraz daha yüksek tasarlanmış, sürekli dört çeker sistemine sahip olan hafif arazi şartları kullanımı için geliştirilmiş versiyonu XC Cross Country ise ilk kez bu yıl Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Tek motorla sunulan V70 XC Cross Country, V70 serisinin en güçlü seçeneği olan 2.4 litre 200 HP’lik motorla üretiliyor.
Karoser, iç mekan
Her ne kadar adı eski versiyonla aynı olsa da yeni V70 baştan aşağı yeni bir araç. Yeni V70, İsveçli firmanın top modeli S80′in platformu üzerine geliştirilmiş. Sedanı bulunmayan üst sınıf bir station wagon olarak nitelenen V70′in dört tekerlekten çekişli versiyonu Cross Country ise hafif arazi koşulları için üretilmiş.
Cross Country, aynı karoseri paylaşmasına karşın önden çekişli V70′ten öncelikle boyutlarındaki farklılıklarla ayrılıyor. 1650/1550 mm ölçülerindeki iz açıklığı, ön dingilde V70′ten 10 mm daha fazla olan (V70:1550/1550 mm) Cross Country’nin yerden yüksekliği de V70′ten 70 mm daha fazla. Bunun dışında aynı karoser üzerinde temel boyutlar uzunluk/genişlik/yükseklikte de Cross Country’nin V70′ten fazlası var. Toplam uzunluğu 4730 mm (V70: 4710 mm) olan Cross Country’nin genişliği 1860 mm (V70:1800 mm). Yükseklikteyse Cross Country’nin 1560 mm’lik yüksekliği V70′ten 70 mm daha fazla (V:70: 1490 mm). Uzunluk ve genişlikteki farklılık Cross Country’yi çevreleyen plastik koruma’dan, yükseklik farkıysa çekiş sistemi ve süspansiyon sisteminden kaynaklanıyor. Cross Country’nin en yakın rakibi Subaru Legacy Outback ise 4720 mm uzunluk, 1745 mm genişlik, 1580 mm yüksekliğe sahip. Ülkemizde sadece 2.5 litre 156 HP’lik motorla satılan Legacy Outback’in toplam ağırlığı 1450 kg.
Önden görünümü S80′le hemen hemen aynı olan Cross Country’nin tampon ve radyatör ızgarasındaki küçük farklılıklar dışında önemli bir farkı yok. Otomobili V70′ten ayıran özelliğiyse, tamponu radyatör ızgarasını da kapsayacak şekilde kaplayan koyu renkli plastik kaplama. Otomobili ön ve arka çamurlukların yanısıra arka tamponda da çevreleyen plastik kaplama, hafif arazi koşullarında aracın karoserinin korunması sağlıyor. Ayrıca bu kaplamayla Cross Country sadece şehir içinde yol alabilen kardeşinden daha güçlü bir görünüm kazanmış.
Volvo V70 XC Cross Country’nin iç görüntüsü de S80 ve tabii V70′le hemen hemen aynı. Yerlerde kolay temizlenebilen özel paspasların hemen dikkati çektiği iç mekan, arazi şartlarında da üst düzeyde lüks ve konforu sunuyor. Kaliteli malzemelerden üretilmiş şık tasarımlı kokpit, aşağı doğru daralan orta konsoluyla dikkat çekiyor. Alışılagelmiş köşeli Volvo kokpitlerinin aksine modern ve zarif bir görüntüye sahip olan kokpitte çok sayıda düğme olması ilk bakışta biraz karmaşık görünmesine yol açsa da, biraz alışınca aslında tüm kumandaların ne kadar yerli yerinde olduğu, kolayca kullanılabildiği fark ediliyor. Aydınlatma kumandaları direksiyonun sol tarafına yerleştirilmiş. Orta konsoldaysa müzik sistemi, resiztans, koltuk ısıtma, telefon ve klima/havalandırma sistemini kumanda etmek için düğmeler yeralıyor. Cross Country’nin yol bilgisayarına, sinyal kolu üzerinden kolayca kumanda ediliyor. Müzik sistemi ve telefonu derinlik ve yükseklik ayarlı direksiyon üzerinden kontrol etmek de mümkün.
Önde ve arkada yeterince geniş diz mesaesi ve oturma alanı sunan Cross Country’nin orta sertlikteki koltukları geniş ve rahat. Ancak yan yükseltileri biraz yetersiz. Arkada ortadaki koltuğun sırtlığa gömülü olan başlığı gerektiği zamanlarda yükseltilebiliyor. Arkadaki yolcular için havalandırma kanalları alışıldığı gibi ön koltukların arasında yere değil, kapı direklerine yerleştirilmiş. Bu tercih daha etkili bir havalandırma sağlıyor.
Cross Country’nin bagaj hacmi V70′ten farklı değil. 485 litrelik bagaj hacmi, arka koltukların yatırılmasıyla 1641 litreye çıkartılabiliyor. Kolay temizlenebilen özel bagaj halısının altında küçük eşyalar için iki göz ve gerektiğinde bagajdaki eşyaların sabitlenebilmesi için file bulunuyor.
Motor, performans
Tek motorla üretilen V70 XC Cross Country’nin hidrolik amortisörlerle açılan büyük kaputunun altında turbo beslemeli bir güç paketi yer alıyor. 2.4 litre hacmindeki, üstten çift eksantrikli, 5 silindirli, 20 supaplı, çok noktadan enjeksiyonlu motor, 6000 d/d’de 200 HP maksimum güç, 1800-5000 d/d aralığında da 285 Nm maksimum tork üretebiliyor. Değişken zamanlamalı supap kontrol sistemine sahip motor, turbonun yol açtığı güçlü bir homurtuyla çalışıyor. Otomobilin 1560 kilogramlık ağırlığının da etkisiyle alt devirlerde ve dolayısıyla ilk hızlanmalarda biraz hantal bir karakter çizen motor, turbonun 1800 d/d’den itibaren devreye girmesiyle kendine geliyor ve gerçek gücün göstermeye başlıyor.
V70 XC Cross Country’nin opsiyonel olarak sunulan otomatik şanzımanı, tiptronik özelliğe sahip değil. Ekstra olarak sadece kış koşullarında kaygan zeminlerde kullanım kolaylığı için winter modu sunan şanzımanın en büyük artısı, yol ve sürücünün kullanım özelliklerine göre vites değiştirmesi. Beş kademeli otomatik şanzıman, sürücünün gaz pedalına basış özellikleri ve yolun eğim ve virajlarını birçok sensör yardımıyla algılayarak elektronik kontrol ünitesindeki en uygun vites değişim programını kullanıyor. Bu özelliğiyle yoldaki sürüşlerde avantaj sağlayan şanzımanın arazi koşullarında çok iddialı olduğunu söylemek mümkün değil. Zeten Volvo da Cross Country’nin safkan bir arazi aracı olduğunu iddia etmiyor.
Yaptığımız hızlanma testlerinde Cross Country 0-100 km/s hızlanmasını 9.2 saniyede tamamladı. Bu değer 200 HP gücündeki bir araç için normal ancak güçlü motor asıl hünerini ara hızlanmalarda gösteriyor. Vites D pozisyonundayken 60-100 km/s hızlanmasını 6.1 saniyede gerçekleştiren Cross Country, 90-120 km/s hızlanmasını da 5.7 saniyede tamamladı. Kısacası bu otomobille hafif arazi şartlarında çamura girip çıkıp, eğimlerde güvenle gezindikten sonra otoyolda benim diyen otomobillerle boy ölçüşmek mümkün.
Cross Country, testimiz süresince 100 km’de ortalama 12.3 litre yakıt tüketti. Otomobilin performası ve ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda 80 litrelik deposuyla 650 km’lik menzile ulaşmasını sağlayan bu tüketim miktarı normal sayılmalı.
Kullanım, konfor
Cross Country’nin önde MacPherson, arkada çok noktadan bağlantılı süspansiyon sistemi, dört tekerlekten çekiş sisteminin de desteğiyle yeterli güvenlik ve konforu sağlayabiliyor. Yol tutuş özellikleri her koşulda yüksek olan otomobilin standart donanımındaki TRACS denge ve çekiş kontrol sistemi de kaygan zeminde patinajı engelliyor ve virajda kayma yaşandığında gerekli tekerleklere fren yaparak sürücü hatalarının önüne geçiyor. Bilgisayar simülasyonları ve çarpışma testleri sonrası dünyanın en güvenli otomobillerinden biri olduğu sonucu çıkan V70, gerek zengin güvenlik donanımı, gerekse yapısıyla gerçekten güveni hissettiriyor.
Yol tutuşu sorunsuz olan otomobil, uzun karoserinin etkisiyle zaman zaman salınıma giriyor ama bu konfor ve güvenliği riske etmiyor. Otomobilin iç mekanında kullanım zorluğu olan hiçbir unsur yok. Aksine birçok kumanda, kullanım kolaylığında en uç noktaya ulaşmış. Sadece direksiyon manevralarda biraz ağır kalıyor. Bir de kapılardaki cepler, otomobilin genel fonksiyonellik anlayışının biraz dışında kalıyor. Arazi koşullarında bile iç mekandan rahatsız edici seslerin gelmemesi olumlu. İç mekanda duyulan tek ses, turbo beslemeli motorun homurtusu. Ama bu da rahatsız edici düzeyde değil. Yaptığımız gürültü düzeyi ölçümlerinde 100 km/s hızda elde ettimiz 68 dB(A)’lık değer normal sayılır.
Cross Country, fren testlerinde de başarılı sonuçlar elde etti. 1560 kg’lık otomobil 16 inçlik fren diskleri ve ABS takviyesi sayesinde 100 km/s hızda 39 metrede güvenle durmayı başardı.
