Kia Sportage 2.0 CRDi
2004 yılında Sorento ile başladığı yeni dönemi Opirus, Picanto ve Cerato modelleriyle bir kalite çağına dönüştüren Güney Koreli üretici Kia, küçük SUV modeli Sportage’le de pazarın zirvesine göz koydu. Mazda kökenli olan ilk nesli 1993′te tanıtılan Sportage’in ikinci kuşağı, firma Hyundai şemsiyesi altına girdikten sonra onun teknolojisiyle tasarlanıp Tucson modeliyle birlikte üretildi. 2.0 litre 140 HP ve 2.7 litre 173 HP’lik benzinli ve 2.0 litre 112 HP’lik dizel motorlarla üretilen otomobil, manuel ve tiptronic şanzıman seçenekleriyle satılıyor. Sportage ülkemize sadece dizel motorla ve otomatik şanzımanla ithal ediliyor.
Karoser, iç mekan
Kia’nın küçük SUV’u Sportage, şehir trafiği için tasarlanmış kompakt yapılı ve kullanışlı bir araç. Önde kromajlı ızgarasıyla güçlü bir görünüme sahip olan otomobilin arka yapısında sportif tavan raylarının bagaj kapağına doğru uzandığı görülüyor. Otomobilin kan kardeşi Tucson’la büyük benzerlikleri ve küçük farklılıkları bulunsa da kalite ibresi biraz daha Sportage’dan yana. İki otomobilin kokpit yapıları temel olarak aynı. Ama Sportage’in kardeşine göre kalite hissini yükselten iki renkli kokpitinde yolcu tarafındaki tutamak ve vites konsolunun önündeki iki bardaklık fark yaratıyor. Cerato’nun kokpitini anımsatan metal kaplamalar ve büyük LCD ekranlar da bir başka kalite göstergesi. Bardaklıkların önünde küçük eşyalar için bir boşluk bulunuyor. Küllük tasarımları da ergonomik açıdan Sportage’den yana. Ayrıca Sportage kokpitinde yolcu tarafında poşet sabitlemek için açılır kapanır askı yer alıyor. Buna karşılık Tucson’da direksiyon kolonunun altında sunulan raf Sportage’da bulunmuyor. Kardeş araçların sinyal/silecek kolları ve uzaktan kumandaları bile aynıyken Tucson’da standart sunulan MP3 çalarlı müzik sisteminin Sportage’de opsiyon olmasıysa garip bir durum. Otomobilin karoser ve kabinindeki muntazam montaj aralıkları işçilik kalitesi hakkında fikir veriyor. Avrupalı otomobilleri hatırlatan kalitede deriyle kaplı koltuklarda minderler geniş, sertliğiyle ideal. Ön koltukların ayar mekanizmalarıysa sorunsuz kullanılıyor. Otomobilin birbirinden ayrı açılabilen arka cam ve bagaj kapağıyla ulaşılabilen bagajı 325 litrelik kısıtlı kullanım alanı sunuyor. Bu boyutlardaki bir araçta daha çok kullanım alanı olmalıydı. Anlaşılan mühendisler tercihlerini kabin genişliğinden yana kullanmış.
Motor, performans
Sportage’e güç veren 2.0 litrelik turbo beslemeli ve intercoolerlı motor, firmanın Carens modelinin yanı sıra kardeş firma Hyundai’nin Tucson, Sanla Fe ve Elantra modellerinden de tanıdık. Geçen yıl içinde Santa Fe’de 125 HP’lik versiyonu kullanılmaya başlanan motor, Sportage’de Tucson’da olduğu gibi 112 HP güç üretiyor. 245 Nm’lik maksimum torkunu 1800-2500 d/d arasında sürekli üreten motor, ağırlığı ve çekiş sisteminin yarattığı ağırbaşlılık el verdiğince canlılık gösteriyor. Kalkışlarda alt devirlerde üretilen yüksek torka karşın otomatik şanzımanlı 1.7 tonluk aracın kaprisli ivmelenmesi, neyse ki ara hızlanmalarda yerini kabul edilebilir ataklığa bırakıyor. Sonuçta amaç trafikte yükseğe çıkıp rahat etmek ve hafta sonları hafif kır gezilerine çıkmaksa Sportage buna uygun bir otomobil. Motordan yayılan dizel sesi, özellikle kalkışlarda fazlaca duyulurken normal sürüş koşullarında rahatsızlık vermiyor. Kan kardeşi Tucson’la ortak mekanik aksamın bir parçasını da Hyundai ve Porsche’yle birlikte geliştirilen 5 ileri vitesli otomatik şanzıman oluşturuyor. Manuel kullanım imkanıyla sürücüsüne yüksek devirleri zorlayabilirken ve yavaşlamalarda motor kompresyonundan destek alma imkanı veren sistem kick down taleplerini çabuk yanıtlıyor. Bu da sollamalarda çabukluk ve risksiz sürüş getiriyor. Sportage’in test koşullarında 100 km’de sarf ettiği 8.8 litrelik motorin, ortalama tüketim hakkında olumlu ipuçları veriyor. Bu kadar düşük tüketim SUV sahiplerinin iki kabusundan birini çözüme kavuşturuyor. Neyse ki Sportage 2.0 litrelik motoru sayesinde diğer kabus olan vergi yüküyle boğuşmuyor.
Kullanım, konfor
Bütün şehir tipi SUV’lar gibi Sportage de çekiş özellikleriyle otoyol sürüşlerinin dışında hafif arazi koşullarında ve karlı yollarda iddiasız ama keyifli sürüşler yapmaya imkan tanıyacak yapıda. Normal kullanımda önden çekişli olan araçta çekiş kaybı başladığında Borg Warner imzalı çekiş sistemi elektronik interaktif tork yönetim sistemiyle motorun ürettiği gücü arka akslara da iletmeye başlıyor. Kokpitin solundaki 4WD Lock düğmesine basıldığında sistem çekişi 50/50′ye kilitliyor. Tucson’dan farklı olarak ESP’ye de sahip olan otomobil yine de kaygan yüzeylerde güvenli sürüşten fazlasını vaat etmiyor. Zaten ESP’yi kaygan yüzeyler dışında çalıştırmak için sürüşle ilgili ciddi hatalar yapmak gerekiyor. Gerek çekiş sistemi, gerek lastik özellikleri ve gerekse gövde açıları ağırlaşan arazi koşullarında ilerleme imkanına sahip değil. Gövdenin 28.2 derecelik yaklaşma ve 31.9 derecelik uzaklaşma açıları arazideki marifetlerinin çok iddialı olmadığını açıklıyor. Sportage’in asfalt kullanımına göz atarsak, yerden yüksekliği 195 mm olan araçla virajlarda oyun oynamaya gerek yok. Çekiş sisteminin hızlı tepkilerine karşın yüksek araçlarda stabilite kaybı çok daha kolay gerçekleşiyor. Aracın direksiyonu çabuk tepki veriyor ve keskin yönlendirmeler yapabiliyor. Sistemin sertlik dozu manevralarda sıkıntı yaşanmasını önlüyor, Panik frenlerde ABS ve EBD destekli fren sistemiyle 100 km/s’den 38 metrede stabil duruşlar yapabilen Sportage, bu derecesini üst üste yapılan 8 duruşta koruyabiliyor.
