Nisan, 2008 için arşiv

Volkswagen Polo Comfortline

VW’nin küçük otomobil Polo, ilk kez 1975 yılında yollara çıkmıştı. 2001 yılına kadar iki kez baştan aşağı yenilenen ve iki kez de makyajlanan Polo’nun dördüncü nesli, 2001 yılının sonlarında Avrupa’da satışa sunuldu. Türkiye’de mart ayı ortasında ithal edilen yeni Polo’nun ilk etapta 1.4 litre 75 HP’lik versiyonu satışa sunuldu. Üç ve beş kapılı karoserlerle satılan otomobilin Primeline, Trendline ve Comfortline olmak üzere üç farklı donanım versiyonu bulunuyor. Nisan ayında satışa sunulacak olan 1.4 litre 100 HP motorlu Polo’ysa Highline donanım paketiyle ithal edilecek. Bu modelin hemen ardından da 1.4 litre 75 HP’lik TDI versiyonu yollara çıkacak.

Yeni Polo’nun ölçülerine bakıldığında ağabeyi Golf’e, tasarımına bakıldığındaysa kardeşi Lupo’ya yaklaştığı görülüyor. Yerini aldığı üçüncü nesil Polo’dan 15.4 cm daha uzun olan yeni Polo’nun (3897 mm) yüksekliği 4.7 cm (1465 mm), genişliği de 1.8 cm (1650 mm) artmış. ilk kez Skoda Fabia’da kullanılan platform üzerine geliştirilen yeni Polo’nun 2460 mm’lik aks mesafesi de eskisinden (2405 mm) 55 mm daha uzun. Tüm bu artışlar, yeni Polo’nun eskisine göre daha geniş iç mekan sunmasını sağlıyor. İç mekandaki genişlemeyi biraz daha vurgulamak gerekirse, yeni Polo’nun kompakt sınıftaki Golf’ten 25 cm kadar daha kısa olduğunu, aks mesafesininse sadece 5 cm kadar daha az olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bunların yanı sıra, Polo’nun Golf’ten yaklaşık 5 cm daha yüksek yapısı, baş mesafesinde avantaj bile sağlayabiliyor. VW’nin minik otomobili Lupo’nun bir adım ötesine geçen çift yuvarlak farlı bir burun yapısına sahip olan Polo’nun büyük stop lambaları, Golf’le Lupo’nun bir sentezi gibi görünüyor. Beş kapılı Polo’nun C sütunundaki camlar, hem iç mekanın daha aydınlık olmasını hem de Golf’teki gibi bir görüş sorunu doğmasını engelliyor. Polo’nun iç mekanında yine Lupo ve Golf’ten esintiler bulunuyor. Orta konsolu eskisine göre biraz daha yukarı çekilen yeni Polo’nun gösterge tablosu Golf ve Passat’la aynı yerleşime sahip. Bir önceki Polo’da da Lupo’nunkine benzer bir kokpit kullanılmıştı. Kokpitin alt kısmını boydan boya geçen raf, eğimli yapısı sayesinde birçok küçük eşyaya ev sahipliği yapabiliyor. Radyo-teyp ve klima sistemiyle vites kolunun önündeki eşya gözleri de kullanışlılığı artırıyor. Kapı kolçağına yerleştirilen elektrikli cam ve ayna kumandaları, kokpitin solundaki far grubu kumandası, diğer VW modellerinden tanıdık. Yeni Polo’nun boyutlarındaki artış bagaj hacmini de etkilemiş. Eski versiyonda 245 litre olan bagaj hacmi 270 litreye yükselmiş. Arka koltukların asimetrik olarak katlanmasıyla bagaj hacmi 1030 litreye kadar kademeli olarak genişletilebiliyor.

Motor, performans
Polo 1.4′te kullanılan 1390 cc hacmindeki 16 supaplı ve çok noktadan enjeksiyonlu motor eski versiyonda da görev yapıyordu. Lupo ve Golfun yanı sıra Seat, Skoda ve Audi’nin de bazı modellerinde kullanılan motor 5000 d/d’de 75 HP güç, 3800 d/d’de 126 Nm tork üretiyor. 16 supaplı motorların üst devirlerdeki alışıldık canlılığı bu motorda pek yaşanmıyor. Zaten maksimum güç devrinin 5000 d/d olması bu tip motorlarda rastlanan bir durum değil. Alt ve orta devirlerde canlı olan motor, eskisine göre daha kısa oranlı viteslerin (birinci vites hariç) kullanıldığı şanzımanın da yardımıyla Polo’ya ataklık kazandırıyor. Buna karşılık 5000 d/d’yi geçtikten sonra gücün belirgin bir şekilde azalması, aracın yüksek hızlara tırmanmasını geciktiriyor. Devir göstergesindeki kırmızı çizgi 6000 d/d’de başlasa da Polo’nun motoru 5800 d/d civarında vites değiştirilmesini istiyor. Polo motorunun gaz pedalından gelen emirlere biraz geç tepki vermesi ve biraz gürültülü çalışması da dikkat çekiyor. Polo 1.4 Comfortline’la yaptığımız hızlanma ölçümlerinde aynı motora sahip eski versiyondan daha kötü değerler elde ettik. Ancak bunda 60 kg daha fazla olan ağırlık ve 175/65 R 13′ten 185/60 R 14′e büyüyen lastikler de etkili oluyor. O’dan 100 km/s hiza 12.4 saniyede ulaşan yeni Polo eskisinden (11.7 sn) 0.7 sn daha yavaş kalıyor. 60-100 km/s hızlanma disiplininde dördüncü viteste 12.1 sn, beşinci viteste de 16.4 saniyelik değerler kaydedildi. Eski Polo’yla aynı şartlarda, dördüncü viteste 10.2 sn, beşinci viteste de 16.2 sn’lik dereceler elde edilmişti. 90-120 km/s hızlanmadaysa yeni Polo, dördüncü viteste 10.3 sn, beşinci viteste de 13.9 sn’lik değerler sundu. Eski versiyonda bu değerler sırasıyla 8.8 sn ve 13.7 sn’ydi. Yeni Polo 1.4, test şartlarında 100 km’de 7.6 litre yakıt tüketti. Eski versiyonun testinde elde edilen tüketim değeri 8.3 litreydi. Bu da performansın düşmesine karşın yakıt tüketiminde olumlu yönde gelişme olduğunu ortaya koyuyor. Yeni Polo, 45 litrelik deposuyla 592 km menzile ulaşabiliyor.

Kullanım, konfor
Yeni Polo’nun önde modifiye edilmiş MacPherson, arkadaysa burulma kiriş arka aksı başarılı yol tutuş özellikleri sunuyor. Her ne kadar virajlarda karoser yatsa da Polo’yu izinden çıkarmak o kadar kolay değil. Genel olarak yeterli konfor sunan süspansiyon sistemi, kasisli yollarda karoserin salınıma girmesini engelleyemiyor. Bu da zaman zaman rahatsızlığa sebep olabiliyor. Elektrohidrolik direksiyon sistemi tepkileri biraz gecikerek veriyor ve hissizliği virajlarda sürücüyü huzursuz edebiliyor. Daha açıkçası, zemin durumu ve lastiklerin tutunmasıyla ilgili zayıf bilgilendirme, sürücüye sürprizler yaşatabilir. Buna karşılık direksiyonun manevralardaki hafifliği ve hiza göre sertliği çok iyi ayarlanmış. Kalın A sütunu nedeniyle virajlarda görüş kısıtlanabiliyor. Bunun dışında yeni Polo’da görüş alanı oldukça geniş. Dış aynalar da yeterince büyük ve soldaki çift açılı. İç mekanda kullanımı zor olan en dikkat çekici kumanda, ön koltuk sırtlık ayar düğmeleri. Kapı tarafına yerleştirilen bu dairesel ayar düğmeleri çok dar bir alanda kalıyor. Orta konsoldaki bardaklığın çok hızlı şekilde yerinden çıkması da şaşırtıyor. Elektronik klimanın sıcaklık havalandırma hızının radyo düğmeleri gibi çevrilen düğmelerle ayarlanması çok pratik. Geniş ve biraz yüksek konumlu koltukların yanal yükseltileri 75 HP’lik bir araç için yeterli. Polo’nun 270 litrelik bagajı kullanışlı ve genişletilebilmesi olumlu. İşçilik ve malzeme kalitesi eskisine göre daha yüksek olsa da silecek ve sinyal kolları gibi bazı detaylarda vasat malzemeye rastlanıyor. Kullanımı kolay ve keyifli olan Polo, şehir içindeki ataklığıyla göz dolduruyor. Daha da önemlisi Polo’nun dört tekerlekte diskten oluşan ABS ve EBD destekli fren sisteminin başarısı. Polo, testlerde 100 km/s hızla yapılan frenlerde 39 metrede durdu. Bu değer kendi sınıfındaki en başarılı değer olduğu gibi birçok kompakt sınıf otomobilden de daha iyi. Fren pedalının kolay dozlanması da önemli bir özellik. ABS devreye girdiğinde pedalın biraz sertleşmesi. Kısa duruş mesafesi ve dozlama kolaylığının yanında göz ardı edilebilir. 1.4 litrelik motorun gürültülü çalışma karakteri kendini rölantide ve yüksek hızlarda daha çok belli ediyor. Ses yalıtımına biraz daha fazla önem verilebilirdi.

Volkswagen Polo 1.4

Alman otomotiv firması Volkswagen tarafından Türkiye’de satışa sunulduğu günden bu yana büyük ilgi gören Polo, yeni yüzü ve büyüyen boyutlarıyla dikkat çekiyor.
Ön yüzü tamamen değişen Polo, yeni yuvarlak ön farları ve hatlarıyla, Volkswagen’in geleneksel çizgisine ayak uyduruyor.

Tasarım

Eski modellerin çizgisinden tamamen kopan yeni Polo’nun yeni tasarımı ilk bakışta dikkat çekiyor. Firmadan yapılan açıklamada, Polo’nun üretiminde kullanılan yeni lazer kaynak teknolojisi sayesinde gövde yapısının tek parça hissi vermesinin sağlandığı belirtiliyor.
Boyutları da büyüyen Polo, önceki versiyonlara oranla 15.4 cm daha uzun, 4.7 cm. daha yüksek ve 1.8 cm. daha geniş. Bu ölçülerin farkını aracın içine oturduğunuz zaman hemen hissedebilirsiniz.


İç mekan

Büyüyen dış boyutları sayesinde aynı oranda büyüyen iç hacmi sayesinde yeni Polo’nun sürücü koltuğuna oturduğunuz zaman daha fazla diz mesafesi, tavan yüksekliği ve kol mesafesine sahip oluyorsunuz.
Aracın iç mekanında kullanılan renkler, genellikle uyumlu ve aydınlık tonlardan seçilmiş. Bu renkler sayesinde Polo, sürücü ve yolcularda ferahlık hissi uyandırıyor.
Sürücü ve ön yolcu koltuğunun yüksekliği ayarlanabilirken, direksiyonun konumunu da istediğiniz seviyeye getirebiliyorsunuz.
Sıkışmaya karşı duyarlı elektrikli ön camlar, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, Polo’nun tüm versiyonlarında standart olarak sunuluyor.
Aracın gösterge paneli kolay anlaşılır ve sade bir şekilde tasarlanmış. Gösterge panelinin sol tarafında devir saati, sağ tarafında da hız göstergesi bulunuyor. Bu iki göstergenin ortasında yol bilgisayarının ekranı bulunuyor. Ancak yol bilgisayarı Polo’nun Primeline ve Trendline versiyonlarında yer almıyor. Bu ekranın üstünde ise solda hararet, sağda ise yakıt göstergeleri bulunuyor.
Ön panelin ortasında bulunan konsolda ise yukarıdan aşağıya sırasıyla, havalandırma ızgaraları, aralarında flaşör, reziztans vb. fonksiyon tuşları, radyo-teyp, üst versiyonlarda bulunan CD çalar ve klima sistemi yer alıyor. Yine üst versiyonlarda bulunan yağmur sensörü de büyük kolaylık sağlıyor.
Ayrıca bu konsolun hemen sağ tarafında açılıp kapanabilen bardak tutucu bulunuyor.

Motor

Üç farklı motor seçeneğiyle satışa sunulan Polo’da 1.4 lt. 75 hp 16V (manuel, otomatik), 1.4 lt. 100 hp 16V ve 1.4 lt. 75 hp TDI (üç silindirli dizel) motor kullanılıyor. Özellikle yakıt tüketiminden büyük tasarruf sağlayan TDI motoru, şehir içinde 100 kilometrede 5.5, şehir dışında ise 3.9 litre yakıt tüketiyor.

Performans

Polo’nun (1.4 lt., 75 hp, manuel) kontak anahtarını çevirdiğiniz zaman motorun sesini duymanız biraz zor. Araç seyir halindeyken, motor ve yol gürültüsü, başarılı ses yalıtımı sayesinde yolcuları rahatsız etmiyor. 1.4 litrelik motoruna oranla seri kullanım olanağı veren Polo, sıfırdan saatte 100 kilometre hıza 12.9 saniyede çıkabiliyor ve en fazla 172 km/sa. sürate ulaşıyor.
Aracın sürati artarken direksiyonun sertleşmesi, hız düştükçe yumuşaması ise özellikle yüksek hızlarda yol tutuş açısından güven veriyor ve park ederken manevra kabiliyetini arttırıyor.

Güvenlik

Satışa sunulmadan önce 7 milyon kilometre test edilen ve Euro-NCAP ve USA Standards güvenlik belgelerini alan Polo’nun tüm modellerinde sürücü ve yolcu için ön ve yan hava yastıkları (4 adet) standart olarak sunuluyor.
Ayrıca piroteknik emniyet kemerleri, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, elektronik şifreli kontak anahtarı (Immobilizer), kaza sonrası katlanan fren pedalı ve merkezi kilit de yeni Polo’nun tüm modellerinde standart olarak sunulan güvenlik donanımları arasında. Primeline dışındaki modellerde ABS , Highline da ise ESP ve Fren Asistanı standart olarak kullanılıyor.

Volkswagen Phaeton

Geliştirilme aşamasında Projekt D1 adıyla bilinen ve Volkswagen’i üst sınıfa dahil eden Phaeton, ilk kez 2002 yılında Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Firmanın Dresden’deki cam fabrikasında üretilen Phaeton, ismini eski Yunan mitolojisindeki güneş tanrısı Helios’un oğlundan alıyor. Halen 3.2 litre 241 HP’lik V6 ve 6.0 litre 420 HP’lik W12 benzinli, 5.0 litre 310 HP’lik pompa meme enjeksiyonlu V10 turbo dizel motorlarla üretilen otomobil, sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi 4MOTION’la donatılmış. Ülkemizde şimdilik sadece benzinli motor seçenekleriyle satılan VW Phateon’da Tiptronik otomatik şanzıman standart olarak sunuluyor.

Karoser, iç mekan
Kuruluşundan bu yana halk için yaptığı otomobillerle tanınan Volkswagen’in Almanca kelime anlamı da halk otomobili. Ancak firmayı üst sınıfta Mercedes S Serisi, BMW 7 Serisi, Audi A8 ve Jaguar XJS’e rakip hale getiren Phaeton, marka ismiyle çelişiyor. Halka, saydığımız modeller kadar uzak olan bu otomobil, olsa olsa “boss-wagen” olabilir! Beş metreyi aşkın boyu ve 2881 mm’lik aks mesafesiyle boyutları sınıf standartlarında olan Phaeton, ok gibi uzayan saldırgan burun yapısı ve yeni Golfte de bir benzeri kullanılan alt kısmına sinyal lambası entegre edilmiş farları dışında genel olarak basit ve düz hatlardan oluşuyor. Dinamik görünen otomobilin LED’li stoplar gerçekten göz kamaştırıcı. Phaeton’un lüks iç mekanı, kullanılan malzeme kalitesi, tasarım özellikleri ve işçiliğiyle kusursuz gibi görünüyor. Eğer tekerlekleri olmasaydı Phaeton’u Art Decor ya da Maison Française gibi dergilerde değerlendirmeye almak da mümkün olabilirdi. Deri kaplı kokpit, üzerinde zarif bir analog saat bulunan geniş orta konsol, vites konsolu ve direksiyon göbeği neredeyse sayılamayacak kadar çok görünen düğmelerle kaplı. Onları görünce insanın aklına “bir otomobili hareket ettirmek için gerçekten bu kadar düğme gerekli mi” sorusu geliyor. Şüphesiz değil ama en ufak detayın bile düşünülmesiyle ortaya çıkan muhteşem konfor ve sürüş güvenliğinde o düğmelerin payı büyük. İşin iyi yanı, çok sayıdaki düğmenin kullanımı, yerlerine alıştıktan sonra BMW’nin i-Drive’ıyla kıyaslanamayacak kadar kolay. Çok kaliteli olduğunu hissettiren ahşap kaplamalarla süslenmiş kokpitin üstünde köşelere park destek sisteminin LED’li göstergeleri yerleştirilmiş. Otomobilin gösterge tablosu adeta bir mücevher gibi işlenmiş. Özellikle gece sürüşlerinde kokpit aydınlatıldığında uçak kokpitinden farksız görünüyor. Öyle ki, kapı kollarının içi bile aydınlatılmış. Gündüz kullanımlarındaysa özellikle 320 km/s’de son bulan hız göstergesinin ihtişamı bile yeter. Phaeton’ın dört bölge için farklı ısıya programlanabilen kliması, otomatik açılıp kapanan kapaklar sayesinde dolaylı yoldan gelen hava akımının, güçlü üflemenin yarattığı rahatsızlık ve gürültü olmadan kabine aktarılmasını sağlıyor. Özellikle akım üst yola yönlendirildiğinde, havanın kokpit üzerindeki yüzlerce delikten oluşan şık ızgaradan kabine dağıtılması etkileyici bir şov. Phaeton’ın arka koltuktaki yolcuları klimayı kendileri de ayarlayabiliyor. 2+2 oturma konseptine sahip olan otomobilin masaj da yapabilen bütün koltukları elektrik kumandalı olarak istenilen oturma pozisyonuna ayarlanabildiği gibi ısıtılıp soğutulabiliyor. Arka koltuk yolcuları kol dayanaklarının önüne yerleştirilmiş kumandalarla ön yolcu koltuğunu ileri/geri de alabiliyor. Ön yolcu kol dayanağının içinde GSM telefon yer alıyor. Phaeton’ın BMW 7 Serisi’ndeki gibi elektrik kumandalı olan bagaj kapağı, üzerindeki büyük VW logosuna dokunarak ya da uzaktan kumandayla açılabiliyor. Ama kapak sadece alt kısmındaki düğmeye basılarak kapatılıyor. Aracın tıpkı rakipleri gibi 500 litrelik bagajı, sınıf standartlarını karşılıyor. Söz uzaktan kumandaya gelmişken, üzerinde güç ve prestij adına böylesine çalışılmış, gerçekten çok etkileyici olan bir araçta Golf, Bora ve Passat’tan alınan uzaktan kumandanın kullanılması, olsa olsa VW’nin bu sınıftaki acemiliğinin eseri olabilir.

Motor, perfomans
Phaeton cüssesinden umulmayacak çabukluğunu 6.0 litrelik W12 motoruna borçlu. 2.3 tonluk devi sportif iddialar taşıyan otomobilleri mahcup edecek şekilde hızlandıran, silindir sırası başına üstten çift eksantrikli, değişken supap zamanlamalı ve atmosferik beslemeli motor, bir İsviçre saati kusursuzluğuyla çalışırken sürücü emirlerini anı anına izliyor. 12 silindirinin ancak çift camlı yan camlar aralıkken duyulabilen görkemli sesiyle muhteşem bir tork gösterisi yapan motor, 5 ileri Tiptronik şanzımanla da uyum içinde çalışıyor. Motor, her hızda ve her motor devrinde gaz pedalından gelen istekleri kabul ediyor. 200 km/s hızla ilerlerken gaz pedalına basıldığında 250 km/s’ye ulaşmak birkaç saniye sürüyor. Test normlarımızın dışında olmasına karşın deneme amacıyla yaptığımız ölçümde otomobilin 0-200 km/s hızlanmasını sadece 20 saniyede ve 777 metre içinde gerçekleştirdiğini gördük. Maksimum hızı 250 km/s’de sınırlanan otomobil, bu sınırlama kaldırıldığında 280 km/s’ye ulaşabiliyor. Tabii bu güç gösterisinin akaryakıt istasyonunda ödenen büyük bir bedeli var. Test süresince 100 km’de tükettiğimiz 17.6 litrelik benzin bu durumun göstergesi. Çok hassas çalışan yol bilgisayarından 90 litrelik deponun ve gidilebilecek menzilin tükenişini izlemek doğrusu pek keyifli olmuyor. Otomobilin bu tüketimle ulaşabildiği 511 km’lik menzilse kısa.

Kullanım, konfor
Sürekli devrede olan dört tekerlekten çekiş sisteminin yanı sıra pek kullanılmadığından gerekliliğini sorgulatan, ESP, EDL, ASR gibi destek ünitelerine de sahip olan Phaeton yola çok iyi tutunuyor. Elektronik kontrollü havalı süspansiyonla yol şartları ve hıza bağlı olarak sertliği ayarlanan amortisörler tutunma özelliklerinı hep sabit tutuyor. Amortisörlerin sertliğini Comfort’tan Sport’a dört farklı dozda ayarlamak mümkün. Kabin ergonomisi genelde yeterli olsa da birkaç şaşırtıcı aksaklık görülüyor. Özellikle sürücü kapısının içine yerleştirilmiş cam kumandaları, daha küçük sınıflarda ergonomi ekolü yaratan VW’ye yakışmayacak kadar alçak ve oturma pozisyonunun uzağında. Otomobilin park destek sistemi yeterince hassas çalışmıyor. Gereksiz anlarda verdiği ya da gerekli anlarda vermediği uyarılarla sürücüde güven sağlayamayan sistemin bu sorunları test aracına özgü olabilir. Phaeton’ın rüzgar sesini minimum düzeyde tutmak için araç hızına ve açılma oranına göre değişen rüzgarlıklı açılır tavanı, 10 ayrı açı ve 5 farklı yüksekliğe ayarlanabiliyor. Solar özellikli açılır tavan, 28 monokristal hücreyle güneş ışınlanndan enerji üretip fanları çalıştırarak araç içi sıcaklığını dış sıcaklıktan 20 dereceye kadar düşük hale getirebilme özelliğine sahip. Phaeton’ın fren sistemi 100 km/s hızda 39 metrede güvenli duruşlar sağlayabiliyor. Ancak sınıfında iddia taşıyan bu kadar güçlü bir otomobilden daha kısa duruşlar yapabilmesini beklerdik. Kaputu, bagaj kapağı ve kapılan alüminyumdan üretilen otomobilin hem darbe direnci hem de yalıtım özellikleri benzerlerine göre arttırılmış. Desibelmetreyle yaptığımız gürültü düzeyi ölçümleri bu farkı ortaya koyacak kadar net.

Volkswagen Passat TDI

Volkswagen’in orta sınıftaki temsilcisi Passat 1996 sonundan beri Türkiye’yi’ ithal ediliyor. İlk ithal edildiği andan itibaren Türk tüketicisinin yoğun ilgisiyle karşılaşan Passat’ın 1.8 litrelik turbo (150 HP) motorundan sonra 1.8 litre atmosferik benzinli (125 HP) ve 1.9 litre turbo dizel (110 HP) motorlu versiyonları da ithal edilmeye başlandı.

Karoser, iç mekan
Passat’ın yuvarlak karoseri ve eğimli tavanı, rüzgar sürtünme katsayısının 0.27 cW civarında kalmasını sağlamış. Yeni Passat bir önceki nesil Passat’tan 70 mm daha uzun ama bagaj hacmi 75 litre daha az. Yeni Passat’ta kazanılan bu 70 mm’lik ek uzunluk, iç mekanın genişliğinin artırılması için kullanılmış. Ön ve arka koltuklarda sıkışmadan rahat bir yolculuk yapmak için yeterli baş ve diz mesafesi var. Ergonomik açıdan başarılı kokpitte sürücüye gerekli olabilecek kumanda birimlerine kolayca ulaşılabiliyor Gösterge tablosunda bulunan iri gösterge saatleri göz ucuyla bile rahatça okunabiliyor. Otomobilin 475 litrelik bagaj hacmi arka koltukların yatırılmasıyla 745 litreye yükseliyor.
Motor, performans
Passat’ın 1.9 litrelik, direkt yakıt püskürtmeli turbo dizel motoru 110 beygirlik maksimum gücünü 4150 d/d’de, 235 Nm’lik maksimum torkunuysa 1700-3000 d/d bandında sunuyor. Maksimum torkun düşük devirlerde sabit olarak sağlanması sürücüye şehiriçinde uzun süre vites değiştirmeden gidebilme imkanı tanıyor. Volkswagen’in mucize motoru TDi, 1.4 tona yaklaşan Passat’a neredeyse benzinli bir otomobilin performansım sağlıyor. 0′dan 100 km/s hıza 11,8 saniyede çıkan otomobilin 196 km/s’lik son sürati dizel bir motor için çok başarılı. Vites oranları uzun olmasma rağmen turbo beslemeli motorun ürettiği yüksek tork sayesinde esneklik değerleri oldukça iyi çıktı. Uzun vites oranları nedeniyle beşinci viteste 60100 km/s hızlanma ölçümü sırasında motor dakikada 1200 devre kadar düştü; ancak 235 Nm’lik tork sayesinde 60 km/s’ den 100 km/s hiza 13.1 saniyede çıktı. Passat’ın ağır kasasına yeterli performans kazandıran TDi, buna rağmen çok az yakıt tüketiyor. Zorlu test şartlarında 100 kilometrede 6.3 litre motorin tüketen otomobil benzinli rakiplerine göre iki kat dalla tutumlu. 62 litrelik büyük deposu sayesinde otomobilin menzili 1000 kilometreye kadar çıkıyor.
Yürüyen aksam, kullanım
Manevralarda oldukça rahat olan direksiyon, yüksek hızlarda da sertliğim koruyarak sürücüsüne güven veriyor. Sert süspansiyonu savesinde güvenli yol tutuş özellikleri gösteren Passat darbe emişte beklenen başarıyı gösteremiyor. Süspansiyon sistemi, yüksek süratli otoyol kullanımında yayvan kasislerde otomobilin aşırı havalanmasını engelleyerek yol tutuşu olumlu etkiliyor. Yüksek hızlarda alınan yan rüzgar da otomobilin kararlı düz gidişini bozamıyor. Virajlarda fazla yana yatmadan Passat, burnu ağır bir önden çekişli otomobilden bekleneceği gibi fazla zorlandığında önden kayıyor ama kolayca kontrol edilebiliyor. Koltuklar basanlı tasarımları ve dolgu malzemelerinin sertliği sayesinde uzun yolculuklarda sürücüyü ve yolcuları yormuyor. ABS’li ve EBV’li (elektronik fren gücü dağıtıcısı) fren sisteminde fren dozajı çok kolay ayarlanıyor. Fren pedalı çabuk tepki gösteriyor. Ölçümler sırasında yapılan fren testlerinde Passat 100 km s hızla giderken 45 metrede güvenli bir şekilde durdu.

Volkswagen Passat CC

Direk enjeksiyonlu benzinli ve dizel motorları 140, 160 ve 300 beygir gücünde. 300 beygir gücündeki V6 modelinde yeni nesil 4Motion sürekli 4-çeker sistemi, DSG şanzıman ve adaptif şase kontrol sistemi standart.

Şerit kaybını engelleyen “Lane Assist”, park yardımı “Park Assist” ve fren mesafesini azaltan otomatik mesafe kontrol sistemi “ACC”, Passat CC’deki bazı sürüş destek sistemleri.


Yeni aracın panaromik cam tavanı A sütunundan B sütununa kadar bir alanı kaplıyor: 75 santimetre uzunluğunda ve 112 santimetre genişliğinde.

Aracın diğer özelliklerinden bazıları: çerçevesiz kapılar, havalandırmalı koltular, yeni USB medya bağlantı soketi, kendiliğinden tamir olan Continental marka lastikler. “Mobility Tire” diye adlandırılan lastik 5 milimetreye kadar olan yarıklarda, tekerlekten havanın kaçmasını engelliyor ki, firmanın ifadesine göre böyle yarıklar tipik lastik patlamalarının %85′ini oluşturuyor.


eXTReMe Tracker
diyetisyen-diyet-