Nisan, 2008 için arşiv

Volvo S80

2006 yılında tepeden tırnağa yenilenen S80, volvo ailesinin en büyük üyesi olarak dikkat çekiyor. Artan boyutları ve dingil mesafesi ile selefine göre daha geniş bir içmekan sunan S80, sportif tasarımı ile de pazarın idialı araçları arasında. Bir çok motor seçeneğine sahip olan S80, 2.5 litre, 3.2 litre ve 4.4 litre gibi benzinli motor seçenekleri sunuyor. 2.4 litrelik dizel motor ise oldukça ekonomik.

Volvo S60

Volvo S60 ilk kez 2000 yılında Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Avrupa’da ilk çıktığında 2.4 litre 140 HP ve 2.4 litre 170 HP’lik atmosferik, 2.0 litre 180 HP, 2.4 litre 200 HP ve 2.3 litre 250 HP’lik turbo beslemeli motorlarla satışa sunulan otomobilin motor gamına daha sonra ilk olarak 2.5 litre 210 HP’lik benzinli, ardından 2.4 litre 130 HP ve 163 HP’lik turbo dizel motorlar eklenirken bu yıl içinde aracın topmodeline güç veren 2.5 litre 300 HP’lik motor ürün gamma dahil edildi. İsminin sonuna 300 HP’lik motorun kazandırdığı yarışçı kimliği simgeleyen R ekini alan S60 R versiyonu, manuel ve Geartronic otomatik şanzımanla üretiliyor.

Karoser, iç mekan
Genel karoser hatları S60′tan farksız olan otomobilin dış görünümü abartısız bir şekilde yarışçı kimliğine adapte edilmiş. S60 R’ın burun yapısı radyator ızgarasını saran gümüş görünümlü çerçeve ve büyütülüp alçaltılmış dev hava girişli tamponla standart kardeşlerine göre geliştirilmiş. Arka kısımdaki tek değişiklikse bagaj kapağının üzerine yerleştirilen ince spoyler. Izgara ve bagaj kapağındaki R harfleri küçük performans göstergeleri olarak dikkat çekiyor. Bu harflerin diğer markalarda alışıldığı üzere kırmızı renkli bile olmaması gösterişten hoşlanmayan sürücüleri cezbetmek için yeterli. Otomobilin diğer S60 versiyonlarıyla aynı hatlara sahip iç mekanındaysa mücevher gibi ışıldayan R-blue adlı mavi renk zeminli göstergeler, deriyle kaplı üç kollu direksiyon simidi ve kapı eşiklerinde R logoları ve yanal destekleri artırılarak sportif kimlik kazandırılan koltuklar farklı bir ambians yaratıyor. Tabii kokpite eklenmiş aktif şasi kontrolü seçim düğmelerini de eklemeliyiz. Kabin içinde alışılagelmiş Volvo ergonomi anlayışının ömeklerini gözlemlemek mümkün. Sportif koltuklar vücudu tam olarak sararken oturma alanları ve diz mesafeleriyle yolcularını rahat ettiriyor. Ama doğal deri döşemelerin renkleri her zevke uymayabilir. S60 R’ın 425 litrelik bagajı sınıfına göre küçük kalıyor ama bu özel otomobile kimsenin çok fazla eşya yüklemeyi düşüneceğini sanmıyoruz.

Motor, perfomans
Volvo, S60 R’ı iddialı kılabilmek için ürün gamının en güçlü motoruyla silahlandırmış. R-blue olarak adlandırılan mavi rengin kullanıldığı motor bölümünde emme manifoldunun alüminyum kapağında R logosu göze çarpıyor. Firmanın T5 versiyonlarındaki 2.3 litrelik motorun geliştirilmiş versiyonu olan 2521 cc hacimli ve 5 silindirli motor, 5500 d/d’de 300 HP güç, 1950-5250 d/d arasında sürekli 400 Nm maksimum tork üretiyor. KKK turbosunun ürettiği l barlık basınçla beslenen üstten çift eksantrikli motor, sürekli değişken supap zamanlama kontrol sistemi CVVT’ye de sahip. Kontak anahtarı çevrilip marş verildiğinde güçlü bir homurtuyla sürücüsünü ürperten S60 R, daha ilk anda oyuncağın tehlikeli olduğunu anlatıyor. Sert debriyaj pedalı bırakılıp gaz pedalına yüklenildiğindeyse ok yaydan fırlamış oluyor. Kalkış anındaki tork öylesine güçlü ki, otomobilde çok kaliteli bir müzik sistemi olmasına karşın CD çalardaki CD’de atlamalara yol açıyor! Bu sırada DSTC kapalıysa dört lastiğin birden sesini duymak mümkün olabiliyor. Şiddetli ivmelenme isteğini hiçbir hız ve devirde yitirmeyen otomobilin motoru dördüncü viteste 7000 d/d’ye ulaştığında gösterge tablosu 200 km/s’yi gösteriyor. Bundan sonra elektronik olarak sınırlanmış olan 250 km/s’lik maksimum hızına ulaşmak için sakince ilerlemek bilc yeterli. Bütün bunlar olurken yayılan görkemli gürültüyse çevredekileri yarış pistinde hissettirebilecek kadar güzel bir senfoni. S60 R’la yapılması istenenler için sadece düşünmek yeterli. Çünkü otomobil sürücünün karar verme hızına uyum sağlamayı çok iyi biliyor. Test süresince 100 km’de 14.7 litre yakıt tüketen otomobil 476 km’lik menzile ulaşabiliyor. Ama belirtmek gerek, bu tüketim değerini yakalayabilmek için gerçekten kontrollü, yani otomobilin keyfine tam olarak varamadan kullanmak gerekiyor.

Kullanım, konfor
XC90 ve S60 AWD’deki süreli dört tekerlekten çekiş sistemiyle donatılmış olan S60 R’da bulunan en önemli teknolojilerden biri de Four-C Technotogy. Dünyanın en gelişin aktif şasi sistemi olarak nitelenen Four-C Technology (Continuously Controlled Chassis Concept/sürekli kontrol edilen şasi konsepti) kokpit üzerinde sürücünün kullanım stiline göre seçim yapması için sunulmuş üç şasi ayar düğmesiyle yönetiliyor. S60 R’ı, safkan bir yarışçı ya da safkan bir aile otomobili kimliğine büründürmek için sadece Comfort (konfor), Sport (sportif) ve Advanced Sport (gelişmiş sportif) düğmelerine basarak tercih yapmak yeterli. Bu seçim doğrultusunda Advanced Mode’da Volvo”nun R versiyonları pistte performans sergileyebilecek kadar sertleşiyor. Sistemin işleyişi araçtaki birçok sensörün verilerinin bir elektronik işlemci tarafından hızla değerlendirilip amortisör sertliklerini anlık olarak değiştirilmesine dayanıyor. Sistemin maksimum tutunma ya da konfor için değerlendirmeye aldığı veriler arasında, aracın hızı, uzunlamasına ve yanal ivmelenme, her bir lastiğin tur sayısı, lastiklerin dikey hareketlenmeleri, direksiyon sistemi tepkileri, yalpalama oranı, anlık motor torku, DTSC (Dynamic Traction and Stabiliry Control/dinamik çekiş ve denge kontrol sistemi) verileri ve ABS’yle duruş tepkileri bulunuyor. Bu verilerle kontrol ünitcsinden saniyede 500 adet veri alan sistem, sürüş sırasında otomobili içinde bulunduğu anın şartlarına adapte ederek yola bağlıyor. Direksiyon tepkileri süspansiyon sertliğine göre giderek daha direkt hale gelen otomobilin belki de en önemli sorunu manevralarda ortaya çıkıyor. Dört tekerlekten çekiş sisteminin etkisiyle S60 R’ın dar alanlardaki manevra kabiliyeti çok sınırlı. Standart S60 versiyonlarının dönüş çapı 10.8 metreyken, S60 R’ın 13 m. S60′ın fren sistemi R versiyonunda yüksek gücü etkili olarak dizginleyebilmek için dört pistonlu Brembo alüminyum fren kaliperleri ve 330 mm çapında hava kanallı diskler kullanılarak geliştirilmiş. Yaptığımız fren ölçümlerinde otomobil 100 km/s hızdan 36 metrede durmayı başardı. Bu rakam otomobilin performansına yakışan bir değer.

Volvo S40

Volvo’nun orta sınıf modeli S40, 1995′te tanıtıldıktan sonra sedan ve V40 adını taşıyan station wagon karoser seçenekleriyle üretildi. Bu süreçte iki kez makyajlanan otomobil, 2003 sonunda tamamen yenilendi. S40′ın station wagon kardeşiyse V50 adıyla 2004 ilkbaharında tanıtıldı. Volvo’nun Belçika’daki Ghent tesislerinde üretilen yeni S40, ülkemizde benzinli 1.6 litre 100 HP, 1.8 litre 125 HP, 2.4 litre 170 HP ve 2.5 litre 220 HP’lik, turbo dizel 1.6 litre 110 HP ve 2.0 litre 140 HP’lik motor versiyonlarıyla satılıyor.

Karoser, iç mekan
Selefîne göre daha geniş ama daha kısa karoserli S40′ın 4468 mm’lik boyu 48 mm azaltılırken aks mesafesi 78 mm uzatılarak 1640 mm’ye çıkartılmış. Yeni S40′ın platformu Ford Motor Company şemsiyesi altında geliştirilen Mazda3 ve yenilenen Ford Focus’ta da kullanılıyor. Bilindiği gibi ilk S40′ta Mitsubishi Carisma’yla ortak platform ve Renault Megane’la ortak motor kullanılıyordu. Köşelere iyice yaklaştırılmış olan tekerlekleriyle güçlü görünüme sahip olan S40, S80′le başlayıp S60′ta süren Volvo’nun modern yüzünü taşıyor. S40′ın yeni bir tasarım anlayışının hakim olduğu iç mekanında en dikkat çekici unsur, İskandinav minimalizmini açıkça yansıtan orta konsol. Kokpitin altında kalan arkası boş olan iskemle formlu orta konsol, İsveçli elektronik üreticisi Bang & Olufsen’in çizgisini hatırlatan bir panel haline gelmiş. Ama daha yüksek donanımlı versiyonlarda seçilen renkler daha etkili görünmesini sağlıyordu. Bu panelin arkasında küçük eşyalar için bir göz var. Konsolun üzerindeki LCD ekranda müzik ve havalandırma komutları grafik görüntülü olarak yapılıyor. Otomobilin gövde boyutlardaki küçük değişiklikler iç mekanın yapısını pek etkilememiş. Arkadaki kısıtlı diz mesafesi, S40′ta geleneksel bir aksesuar olacak gibi… Fonksiyonelliğin popüler bir trend olduğu günümüzde akıma katılmayan S40, ön kapılarında sunulan ancak sigara paketi alabilecek büyüklükteki ceplerle konuya biraz alaycı yaklaşıyor gibi… Selefinden 67 litre daha küçük olan 404 litrelik bagaj, orta sınıfta konumlandırılmış bir otomobil için yetersiz kalabilir.

Motor, performans
İsveçli üretici satışlarının büyük bölümünü oluşturan modellerinde kendi geliştirdiği turbo beslemeli motorları kullanıyor. Yoğunlukla Avrupa pazarında satılan 1.6 litrelik motora sahip S40′lar için ilk nesilde Renault ile işbirliği yapılmış ve yıllarca 110 HP’lik motor kullanılmıştı. Ford Motor Company şemsiyesi altına girdikten sonra ortak platform, parça, ekipman kullanımına katılan Volvo, en küçük modeli S40′ta motoru da Ford’dan almış. 100 HP’lik Duratec motor, ikinci nesil Focus’a aktarılırken maksimum torku 145 Nm’den 150 Nm’ye yükseltilmişti. S40′ta da bu haliyle yer alan motor, otomobilin 1235 kg’lık ağırlığıyla baş etmek zorunda bırakılmış. Alt devirlerde zaten ağır olan motor, arttırılan torkuyla ilk nesil Focus’taki devirlenme sıkıntılarını yaşatmıyor. Ama otomobilin sol şerit prestiji performans nedeniyle güçlü Volvo imajını aşamıyor. Ne 0-100 hızlanmada ölçtüğümüz 11.9 sn’lik performans ne de ara hızlanmalardaki değerler pek tatminkar değil. S40′ın 1.6 litrelik motorlu versiyonunda Ford’un 1.6 litre 115 HP’lik yeni motoru kullanılsa çok daha iyi olurmuş. Uzun oranlı viteslerden oluşan şanzımanla yönetilen bu motorun düşük yakıt tüketimi ilkesi de S40′ın ağırlığı karşısında biraz şaşıyor. 100 km’de saptadığımız 8.4 litrelik tüketim aynı aileden daha düşük ağırlıklı modellerde 8.0 litrenin altına inebiliyor.

Kullanım, konfor
S40′ın en önemli kozlarından biri, sahip olduğu gelişmiş platform ve süspansiyon yapısı sayesinde gösterdiği yol tutuş performansı. Yeni Focus ve Mazda3′ten tanıdığımız gibi kararlı yol tutuş özellikleri sergileyen otomobil, önden çekiş sisteminin sahip olduğu olağan dezavantajları bünyesinde çözüp kullanıcıya yansıtmak istemiyor gibi davranıyor. Bunu 1.6 litrelik versiyonun düşük gücüne bağlamamak gerek çünkü 2.5 litrelik T5 versiyonunda da bu tutunma kararlılığını gözlemlemiştik. Hatta belki 1.6 litrelik versiyonda düşük motor gücünün yararını görüyoruz, T5′te yetersiz bulduğumuz direksiyon hassasiyeti, sistemin kumanda etmesi gereken gücün düşüklüğünden bu sorunu hiç hissettirmiyor. Manevralar, şerit değiştirmeler keskin ve net. Yüksek hızdaki hakimiyet hissi de çok yüksek. Rahat rahar söyleyebiliriz ki yeni S40, verdiği güvenli sürüş hissiyle ilk S40’tan daha çok Volvo.

Volvo C70

Volvo’nun S70 modeliyle aynı platformu paylaşan C70, ilk kez 1996 yılında Paris Otomobil Fuarı’nda coupe karoserle tanıtıldı. Convertible versiyonsa 1998 yılında gün ışığına çıktı. 1998′de sadece Amerika’da satılan otomobilin Avrupa ve Türkiye’ye gelişiyse bir yıl sonraya denk geliyor. Avrupa ve Amerika pazarında 1.9 litre 163 HP, 2.0 litre 226 HP, 2.3 litre 240 HP ve 2.4 litre 193 HP’lik motor seçenekleriyle satılan C70 2.0 T Convertible, Türkiye’ye 2.0 litre 163 HP ve 2.3 litre 240 HP’lik motorlarla ithal ediliyor.

Karoser, iç mekan
Volvo S70/V70 temel alınarak geliştirilen C70′in cabrio versiyonu olan C70 Convertible, öncelikle Amerikan pazarını hedeflediğinden “convertible” adını taşıyor. Toplam 4716 mm’lik uzunluğu S70′ten sadece 6 mm daha kısa olan C70′in yüksekliği de doğal olarak daha az. Ön görünümü tampon dışında coupe versiyonuyla aynı olan otomobilin genel hatlarında kumaş tente dışında belirgin bir farklılık yok. Profildeki kalın koruyucu bantlar, bombeli zemine yerleştirilmiş. C70 Convertible’ın yüksek arka kısmındaysa tampona kadar inen bagaj kapağının üst kısmındaki spoyleri andıran çıkıntı bulunuyor.

İç mekan S70 ve C70 Coupe’den tanıdık. Ahşap kaplamalarla zenginleştirilen kokpit, 80′lerin tasarımını hatırlatan köşeli yapıya ve tipik Volvo karakterine sahip. Kokpitte ilk bakışta orta konsolun üst kısmındaki hoparlör dikkat çekiyor. Bu hoparlörün müzik sisteminin başarısında payı olduğu kesin; ancak pek estetik görünmüyor. Kokpitte göz önünde olan tüm kontrollere kolaylıkla ulaşılıyor. Ancak direksiyon simidi ve silecek/sinyal kollarının arkasında gizlenen yol bilgisayarı kontrol düğmesi, tente açma-kapama, sis farları gibi sağa ve sola dağıtılmış iki sıra düğmeye ulaşmak için gözü yoldan ayırmak, hatta kafayı sağa ya da sola eğmek gerekiyor. Rahat okunan gösterge tablosunun altındaki ince uzun ekranda yol bilgisayarı verileri izlenebiliyor. Yol bilgisayarında istenilen bilgiye ulaşmak için çevirmeli bir düğmenin kullanılması pratikliği engelliyor. Sabit hız kontrol sistemi sinyal kolunun ucundan kolayca kumanda edilebiliyor. Elektrikli cam ve dış aynaların kumanda düğmeleri kapı kolçağında ve kullanımı kolay. Sürücü camının tek dokunuşla kapatılamamasına karşın dört camın tek düğmeyle açılıp kapanabilmesi olumlu. Depo ve bagaj kapağının kapı içinden açılabilmesi de yararlı. Tente, açıp kapatırken düğmeyi sürekli basılı tutmak gerekiyor.

Volvo C70 Convertible’ın koltukları rahat ve geniş. Elektrikli ayarlanan koltuklarda ideal oturma pozisyonunu ayarlamak çok pratik. Ama arka tarafa geçmek için yatırılırken biraz yavaş kalıyor. Volvo koltukların hareket hızını güvenlik nedeniyle düşük tutmuş. Yan kısımlardaki kol çekili tutulduğu sürece öne kayan koltuk sayesinde arka kısma geçiş rahat yapılabiliyor. Ön kısmın ferahlığına karşın arka kısım nispeten daha dar. Vites kolunun önündeki boşlukta küllük, koltuk ısıtma düğmeleri ve bozuk para için küçük ama yararlı bir göz bulunuyor. Geniş kol dayanağının önünde açılan portatif ikili bardaklık çoğu örneğinden daha pratik.

C70 Convertible’ın 260 litrelik bagaj hacmi, rakiplerine yakın ama genişletilemiyor. (Mercedes CLK: 235/350 lt, BMW 323 Ci: 260/300 lt, Saab 9-3 Aero: 295/380 lt) Ama tampona kadar inen bagaj kapağı sayesinde kolayca kullanılabiliyor.

Motor, performans
C70′te 1984 cc’lik, 5 silindirli, üstten çift eksantrikli, 20 supaplı ve turbo beslemeli bir motor yer alıyor. 5100 d/d’de 163 HP güç üreten motor, 230 Nm’lik maksimum torkunuysa 1800 d/d’den 5000 d/d’ye kadar olan aralıkta sürekli veriyor. Türkiye, İtalya, Yunanistan gibi vergilerin motor hacmi ve ağırlığa göre belirlendiği belli pazarlarda kullanılan motor, alt devirlerde biraz hantal kalıyor. Ancak 2000 d/d civarından itibaren turbo desteğiyle kolayca devirleniyor. C70′teki otomatik şanzımanda overdrive fonksiyonu ve kış kullanım seçeneği sunulmuş. Alman rakiplerindeki otomatik şanzımanlara göre teknolojik olarak geride kalan şanzımanın geçişleri sarsıntılı ve vites düşürürken de ağır davranıyor.

Yaptığımız hızlanma testlerinde 0′dan 100 km/s’ye 10.7 saniyede ulaşan C70, 130 km/s’ye de 16.8 saniyede çıktı. Esneklik testlerindeyse 60-100 km/s hızlanmasını 6.8 saniyede gerçekleştiren C70, 90- 120 km/s hızlanmasını da 6.7 saniyede tamamladı. Bu rakamlar rakiplerinden çok farklı değil. C70 Convertible, test süresinde 100 km’de ortalama 13.6 litre yakıt tüketti. Bu ortalamayla ulaşabileceği menzilse 500 km.

Kullanım, konfor
Genel olarak başarılı kullanım özellikleri sunan, STC (Stability Traction Control: Stabilite Çekiş Kontrol Sistemi) sisteminin desteğiyle güvenli ve başarılı yol tutuş özelliklerine sahip olan ve konfor adına pek eksiği bulunmayan C70 Convertible’ın bazı aksaklıklar var. Direksiyon simidinin biraz hissiz olması, iç mekanda sinyal ve silecek kollarının perdelediği düğmelere ulaşmanın zorluğu ve tente kapalıyken belli açılarda yaşanan görüş problemi göze batıyor. Esneme direnci çok iyi olmayan otomobilden duyulan sesler de biraz keyif kaçırıyor. Hızlı girilen virajlarda bile STC’nin de desteğiyle kolay kolay izinden ayrılmayan C70′in yüksek hızlardaki stabilitesi çok iyi.

Sert süspansiyon sistemi, yol tutuş kadar darbe emişte de yeterince başarılı. Ancak konforu asıl sağlayan yumuşak koltuklar. Ne var ki ısıtmalı koltukların da yan yükseltileri yeterli değil. Genel olarak sessiz bir otomobil olan C70 Convertible’da yaptığımız ölçümlerde vites D konumundayken 100 km/s hızda elde ettiğimiz 65 dB(A)’lık rakam, rakiplerinden daha iyi. Dünyada ilk kez C70′te kullanılan Dolby Surround Prologic System’in sunduğu yüksek ses kalitesini bozabilen tek unsursa turbonun ıslığı.

Yüksek güvenlik donanımına sahip olan C70 Convertible’ın frenleri başarılı. EBD destekli ABS sayesinde C70, 100 km/s hızda yaptığımız panik frenlerde 38 metrede durmayı başardı. Bu rakam başlıca rakipleriyle aynı düzeyde. C70′te 5 kişi için de ön gergili emniyet kemerleri kullanılmış. SIPS (yan darbelerden koruma sistemi), yan hava yastıkları, WHIPS (boyun yaralanmalarını azaltan ön koltuk kafalıkları), yan hava perdeleri C70′in zengin güvenlik donanımlarını oluşturuyor.

Volvo C30 Efficiency

Volvo’nun yeni tasarım anlayışını bütünüyle yansıtan ve hakkında en fazla konuşulan yeni modellerinden biri olan yeni Volvo C30 verimli yakıt tüketimi sayesinde çevreye dost kişiliği ile de ön plana çıkıyor. Volvo’nun genç şehirlisi Volvo C30 yeni üretim modeli Efficiency ile otomobildeki yakıt tüketimini daha da aza indiriyor.

Volvo Cars’ın 2008 yılında piyasaya süreceği Volvo C30, 1,6 litre turbo dizel motoruyla (105 bg) 100 kilometrede 4,5 litreden az yakıt tüketecek. Volvo Cars uzmanları, bugün piyasada olan C30 1,6D’nin resmi tüketim değeri olan 4,9 l/100 km rakamını 0,4 litrenin de üzerinde düşürmeyi başardılar. Böylece karbondioksit emisyonu da kilometrede 129 gramdan 120 gramın altına düşmüş oluyor.

Volvo Cars Araştırma ve Geliştirme Başkan Yardımcısı Magnus Jonsson: “Normal benzinli ve dizel motorlarımızın yakıt tüketimini azaltmaya kesinlikle kararlıyız. Bunu yaparak tüm model yelpazemizin karbondioksit emisyon düzeyini de azaltmış olacağız” şeklinde açıklama yaptı.

“Bir otomobil modelindeki birçok sistem ve ayrıntı, en küçük dizel motordan en güçlü benzinli motora kadar tüm modellere uygun olarak şekillendiriliyor. Bu da her bir motor türüne, özellikle de en küçük seçeneklere ince ayarlar yapma fırsatı doğuruyor,” diyor Magnus Jonsson.

Dört temel alanda bir dizi önlem

Yakıt tüketimindeki düşüş, dört temel alanda alınan önlemlerle mümkün oldu.

• Aerodinamik. Volvo C30’un Efficiency modelinin özellikleri arasında düşük şasi yüksekliği, yeni arka tavan spoyleri, yeni arka tampon, gövde altı panelleri, iyileştirilmiş motor soğutma sistemi ve aerodinamik açıdan geliştirilmiş 16 inç jant bulunuyor.

• Efficiency’de yeni nesil düşük sürtünmeli lastiklerle sürtünme azaltıldı.

• Daha yüksek vites. Benzersiz vites kutusunun 3. , 4. ve 5. viteslerinin oranları yükseltildi.

• Aktarma organlarının verimliliği artırılırken, düşük sürtünmeli şanzıman yağı, geliştirilmiş hidrolik direksiyon desteği ve motor yönetiminde yapılan iyileştirmeler ise ön plandadır.

Özel Volvo C30’a bu niteliklerini yansıtan görsel unsurlar da eklenecektir.

İsveç’te nakit indirimi

İsveç’te kilometrede 120 gramdan az karbondioksit emisyonu sağlayan otomobiller, “yeşil” otomobiller olarak sınıflandırılıyor. Bu sınıfta yer alan sıfır kilometre otomobil satın alan kişilere, İsveç devleti 10 bin İsveç kronu (yaklaşık 2,000YTL) destek sağlıyor.

Magnus Jonsson’un açıklamasına göre, bu önlemler hem tüketici, hem çevre için yarar sağlıyor. Aynı spor görünümlü ve kullanımlı Volvo C30’u satın alan tüketici daha da az yakıt tüketiminden yarar sağlarken, bazı ülkelerde de vergi indirimleri elde ediyor. Aynı zamanda, karbondioksit emisyonu da yaklaşık yüzde 8 oranında azalıyor.

Powershift, tüketimi %8 azaltıyor

2008’in başında “Powershift” adlı özelliğe sahip şanzımanları piyasaya sürmeye hazırlanan Volvo Cars, yakıt tüketimini günümüzün otomatik şanzımanlarına göre yüzde 8 civarında azaltmayı hedefliyor. Volvo bu şanzımanı, Volvo C30, Volvo S40 ve Volvo V50’nin 2 litre turbo dizel motorlarında sunmayı planlıyor.

Powershift’in ayrı debriyajlarla kontrol edilen iki mekanik vites kutusundan oluştuğunu söylemek mümkündür. Vites değişimi sırasında tork aktarımında azalma olmadığı için vitesler anında değişmekte ve verimlilik değeri yüksek kalmaktadır.

Benzinli ve dizel motorlarda gelişmeler

Çevre, Volvo Cars’ın en önemli odak noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda diğer benzinli ve dizel motorlarda da sürekli iyileştirmeler yapılıyor. Konuyla ilgili çalışmalar sürdüren uzmanlar, benzinli motorlardaki doğrudan püskürtme teknolojisinin nasıl iyileştirilebileceğini incelemekte ve hava/yakıt karışımının subap kontrolünün nasıl geliştirilebileceğini araştırıyor.

Dizel motorlardaki en büyük güçlüğün yakıt tüketimi olmadığını söyleyen Magnus Jonsson, “buradaki sorunumuz, zaten düşük olan yakıt tüketiminden ödün vermeksizin azot oksit ve parçacıklar gibi kontrollü salımlar üzerinden giderek artan talepleri karşılamak” dedi.

Bu basın dokümanındaki tanımlar ve nitelikler Volvo Cars’ın uluslararası otomobil modelleri ile ilişkilidir. Tanımlanan özellikler opsiyonel olabilir. Otomobillerin özellikleri bir ülkeden diğerine farklılık gösterebilir ve önceden bildirim yapmadan değiştirilebilir.


eXTReMe Tracker
diyetisyen-diyet-